Beyaz Geceler

Beyaz Geceler, sadece bir doğa harikası değil, keşfedilmemiş tarafından aralanan bir dünya, koca bir atmosferdir, çökmeyen gecenin örtüsü altında gizlenen herşey başka türlü nasıl betimlenebilir ki.
Dünyanın en güzel şehirlerinden birine bu doğa harikasını görebilmek için, dünyanın her köşesinden insanlar geliyor. Petersburg’un Beyaz Geceler’de ne kadar güzel olduğunu duyup da seyretmeye gelmeyen yok.
Birçok şehrin ismi Neva’da kullanılmaktadır – Petersburg, Petrograd, Leningrad, Aziz Petro’nun Şehri, Piter, Rusya’nın Kültür Başkenti ve aynı zamanda olaylı başkenti, Kuzey Venedik, Kuzey Palmira ve Kuzey İstanbul (Puşkin bir zamanlar Tolstoy ile olan yazışmalarında böyle adlandırmıştı), “Beyaz Geceler’in şehri” lakabını veren şehrin büyüleyici zamanı, insanları biraraya getiriyor. Özellikle bu zaman, bu doğa harikası, Rusya’nın kuzey başkentinin markasıdır. “Beyaz Geceler”, Vologda ve Saint Petersburg’u birbirine bağlayan Kuzey Demiryolu yolcu treni firmasıdır, Beyaz Geceler, Sovyetler döneminden bu yana ihraç edilen çikolatadır ve daha birçok şeydir…
İlk çocukluk anılarımdan biri, annemle birlikte abonesi olduğumuz Mariininsky Tiyatrosu’ndaki oyun sonrası güneşin altında yaptığımız akşam gezileriydi. Tabii ki tiyatro aboneliği, yılın diğer ayları için de geçerli, ancak sadece haziran ayında güneşin gün ışığında aydınlandığı, insanlarla nadiren karşılaştığımız gece saat 11’de büyüklerin yaptığı yürüyüşün çekiciliğini hissetmek mümkün. Tesadüfen beyaz gecelerle ilk birlikteliğimi, tiyatroyla ilişkilendirmeye karar verdim. İlk defa 1993 yılında yapılan Uluslar arası Sanat Festivali “Beyaz Gecelerin Yıldızları”, her yıl dünyanın birçok şehrinin alışık olmadığı bir dönemde başlamaktadır. Festivalin süresi, 18 yılda iki haftadan 3 aya kadar uzadı, yapıldığı yer ise Saint Petersburg’un dışına sarktı. Günümüzde “Beyaz Gecelerin Yıldızları”, dünyanın en çok gidilen ve gösterilen müzikalleri arasında yer almaktadır.
En uzun beyaz gece şovu “Al Yelkenler”’e yakın bir günde Saint Petersburg’da eşsiz bir güzellik ve renklilikle kutlanan Rusya mezunları balosu, bu döneme denk gelmektedir. Suda oynanan bu eşsiz oyunda, amaç kırmızı yelkenli gemiyle kıyılardan geçmek. Oyunun merasimi özel hazırlanmış ışık gösterileri, havai fişek ve su gösterileriyle yapılmaktadır. Gösteri, tamamen müzikle senkronizу edilmektedir. Oyunun süresi yaklaşık 30 dakikadır.
Kuşkusuz, Petersburg Rusya’da ve dünyada beyaz gecelere sahip tek yer değil. Güney ve kuzey kutup dairelerinin geçtiği Finlandiya, Kanada, İsveç, Norveç , aynı şekilde Antarktika’da ve diğer birçok ülkede beyaz geceler var, ancak özellikle Petersburg’da beyaz geceler olarak adlandırılan 11 Haziran ve 2 Temmuz arasındaki periyod, sanat ve edebiyatta geniş çerçevede kullanılır hale gelmiş ve şehrin kendisine özgü kültürel bir sembolü olmuş durumda. Rus yazarları ve şairleri, beyaz gecelerle ilgili çok kere yazdılar. Örneğin, F. M. Dostoyevksky’in “Beyaz Geceler” adlı öyküsü, Anna Ahmatova’nın “Yaz Bahçesi” adlı şiiri ve tabii ki A. S. Puşkin’in “Bakır Süvari” adlı eserinden bir bölüm:
Yazıyorum, karanlıkta okuyorum,
Ve Apaçık uyuyan kalabalıkları
Boş caddelerin, ışıldayan tersane feneri
Şehre gelenlere rahat bir uyku vermeyen ilk sorun, saati geldiğinde nasıl uyulacağıdır, lakin güneş öyle aydınlatıyor ki fazladan bir ışığı yakmadan gazete bile okunabiliyor ve vücudun biyolojik saati, zamanın geldiğine mutabık olmayan gözlerle uyku savaşı veriyor. Bu anı, beyaz gecelere aşamalı değil de ansızın dalanlar yaşamaktadır.
Bir kez, İstanbul’da bir staj yapmıştım ve birkaç haftalığına eve dönmüştüm, sokağın hala aydın olduğu anda uzun süredir görmediğim arkadaşlarımı geri dönüşümle ilgili bilgilendirmek ve aramak aklıma gelmememişti. Ancak, saate bakma fikri, arama işini sabaha erteledi. Gecenin 1’inde güneş ışığına rağmen arkadaşlarımın büyük çoğunluğu tatlı rüyalara dalmıştı.
Beyaz geceler, her günün bir önceki güne oranla daha da uzadığı 3 hafta sürmektedir. Gece ise, 2 saatlik gecenin yaşandığı (saat 1’den saat 3’e kadar) 22 Haziran’daki yaz gündönümüne kadar daha da kısalmaktadır.
Anjelika Pobedonostseva Kaya

Volga Nehri

Shashkov

.. Cruisera ile Dünya'nın en güzel nehirlerini keşfedin ..

Rus halkı tarafından ve diğer kişiler tarafından Volga Nehri adına şiirler ve şarkılar yazılmıştır. Eski bir yazar Volga Nehri hakkında şöyle demiştir; “Volga, tarihi, insanları ve doğası ile Rusya’nın ta kendisidir.” Bu söz gerçekten de doğrudur. Bu nehir Rusların tam kalbinden akar ve onlar burayı Volga diye değil de genellikle “Sevgili Volga Ana” diye çağırırlar. Bu nehir Avrupa’nın ve Rusya’nın en uzun nehridir. Uzunluğu takriben 3500 km. olan Volga, Moskova ile St. Petersburg arasındaki Valday tepelerinden doğar. Deniz seviyesinden 28 m. aşağıda olan Hazar Denizi’ne dökülür. Valday tepelerinde bulunan birçok göl ve bataklıklardan gelen kaynak kollarının birleşmesiyle meydana gelen Volga, Rjev’den itibaren ulaşıma elverişli bir halde akar. Moskova Kanalı’yla birleştiği yerden sonra genişliği 230 m.yi bulur. Bundan sonra nehirde düzenli bir ulaşım sağlanır. "Beyaz Geceler" olarak adlandırılmasının nedeni, bu isim Dostoyevski tarafından ilk defa kullanılarak bugünlere gelmiştir. Mayıs – Temmuz dönemlerinde güneşin çok geç saatlerde batması sebebi ve gecelerde aydınlık olduğu için bu gecelere büyük düşünür tarafından “Beyaz Geceler” denilmiştir. St. Petersburg’da güneş saat 00:00’a doğru batıyor ve 04:00’e doğru da doğuyor. Volga gezisi; kanallar, göller ve nehirlerden oluşuyor. Esasında bu gezi “KANALLAR, GÖLLER, NEHİRLER” olarak adlandırılabilirdi. Ayrıca şöyle bir ad da verilebilirdi “SU YOLU İLE MOSKOVA’DAN ST. PETERSBURG’A” veya programına göre; “ST. PETERSBURG’DAN MOSKOVA’YA.