Ren Nehrinde Noel Pazarları

Düsseldorf Noel pazarlarında farklı temalı alanların olması her yıl tüm Almanya ve Avrupa'dan gelen ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.  Tarih temalı zanaat pazarı, belediye binasının önünde gerçekleşmekte ve elinizde bir bardak sıcak şarap ile dolaşırken acelesiz sanat ve zanaat imkanı sağlamaktadır.   Flinger Çarşısı'nda, Noel pazarındaki tezgahların cepheleri Düsseldorf'un eski şehir evleri model alınanarak yapılmıştır.  Heinrich-Heine-Platz'daki "Engelchenmarkt" da (Little Angel Market) Küçük melek figürleriyle bezenmiş "cennet gibi bir atmosfer" beklemektedir. Bu arada, Wilhelm Marx Evinin iç avlusunda bulunan "Sternchenmarkt am Stadtbrückchen" yani Little City Köprüsü'ndeki Küçük Yıldız  her yaştan ziyaretçinin iligisini çekiyor.  Kristal süslemeleri ve parlayan yıldızlar Noel pazarına büyüleyici bir atmosfer kazandırır. 
                 Schadowplatz'daki Pazar da, Kar beyazı Noel köyüyle, İskandinav köylerini hatırlatır. Bu Pazar, yenilikçi mimarinin güzel bir örneği olan Kö-Bogen binasının önünde yer alır. Pazardaki Libeskind tasarımındaki üst düzey mağazalar/standlar, ziyaretçilere Düsseldorf'ta tamamen farklı bir Noel alışveriş deneyimi yaşatıyor.
               Gustaf-Gründgens-Platz'daki Noel pazarının ise  en önemli şeyi 450 m2'lik bir buz pateni pistinin olmasıdır. . Pistonu çevreleyen rustik ahşap kulübe, bir "eski dünya" atmosferi yaratır. Schadowstraße alışveriş caddesi ve çevresinde, ziyaretçilerin sanat eserlerini ve el sanatlarını hayranlıkla izleyebilir ve şenlikli atıştırmalıkların, içeceklerin tadını çıkarabilirsiniz. 
 Heinrich-Heine-Platz'da "Engelchenmarkt"
            Birinci sınıf Carsch-Haus mağazasının kumtaşı cephesi "Engelchenmarkt" ("Küçük Melek Pazarı") renk şemasının tonunu belirlemektedir. Art Nouveau'nun başyapıtı olan Heinrich-Heine-Platz'daki müzik pavyonu, çiçek motifleri ve ferforje figürlerle bezenmiş pazar kulübelerinin ilham kaynağı olmuştur. Meydan, her yerde görülebilecek altın meleklerde yansıyacak gerçek bir ışık denizi haline gelmekte ve "cennet" bir atmosfer yaratmaktadir.  Hem geleneksel, hem de yeni lezzetler bu pazarda ziyaretçileri karşılamaktadır. Müzik bölümü de hoş ve lezzetli sıcak şarap ile kendilerini sıcak tutmaya davet etmektedir.
 
Flinger Straße'de Noel Pazarı
               Flinger Straße, Marktplatz ve Heinrich-Heine-Platz arasındaki mevsimsel bağlantıyı yaratmaktadır. Kulübe cepheleri, Düsseldorf'un eski şehir evlerinden esinlenmiş  benzersiz ve ahenkli bir topluluk oluşturmak üzere yapılmıştır.  Geleneksel Sıcak şarap Piramitide bitişik Heinrich-Heine-Platz'da bulunan yerde sevenleri ile buluşacaktır. 
 
  
Stadtbrückchen'deki "Sternchenmarkt"
                  Wilhelm-Marx-Haus'un avlusunda bulunan Stadtbrückchen'deki "Sternchenmarkt" ("Little Star Market") yani küçük yıldız pazarı her zaman yaşlı ve gençlerin rağbet ettiği bir Pazar yeridir. Kristaller ve yıldızlar ışığı binlerce renge bölüp pırıl pırıl parlaklıklarıyla avluyu gizemli bir havaya büründürmektedir. Adeta hayal kuracak bir kış manzarası yaratılmış!
 
Schadowplatz'da Noel Pazarı
                Bu sene Schadowplatz, yeniden tasarlanan pazar, yenilikçi mimarisi ile yeni Kö-Bogen'in hemen dışında kuruldu.  Bembeyaz karlara sahip bir köy, İskandinavya'yada ki köyleri  andırmaktadır.  Libeskind Binası'ndaki mağazaları, kaliteli sunumlarıyla Düsseldorf'taki Noel alışverişçilerine yeni boyutlar açması garanti edilmektedir. 
 
Kö-Bogen'deki Noel Pazarı (Jan-Wellem-Platz)
            Kö-Bogen'deki yeni "Noel Pazarı" ziyaretçilerine, modern mimariye ve panoramik Hofgarten manzarasına karşı geleneksel ahşap kulübelerin keyfini çıkarabilirsiniz.
Geçmiş yıllarda Gustaf-Gründgens-Platz'da duran atmosferik kulübe, Libeskind binasının doğu tarafında, Kö-Bogen Gezinti Yeri Teras Adalarına kadar uzanıyor. Ziyaretçiler, lezzetli yemekler, el yapımı doğal ürünler ve elbette ki en dikkat çekici manzaraya bakabilirler: Hofgarten'in pitoresk manzarasını ve Landskrone göletini gösteren buz pateni pisti. Küçük çocuklar için,  atlı karınca ve etkinlik çadırınını olması güzeldir. 

 

Schadowstraße’de Noel Pazarı

                       Schadowstraße'nin yakınında ziyaretçilere, el sanatları,  atıştırmalık ve mevsimlik içecekler sunulacak. Burda, Çocukların, keyifli vakit geçirebilirler. 

 

 

Noel Baba'nın Alışverişe Gittiği Şehir: Mannheim Noel Pazarı, Güneybatı Almanya'nın en büyük ve en güzel Noel pazarlarından biridir. Bu pazarı, her yıl binlerce konuk  ziyaret ediyor.

 

          Mannheim Noel Pazarı, şehrin tam merkezinde olup, Merkez Tren İstasyonundan sadece beş dakika yürüme mesafesinde bulunmaktadır. 200 kadar stand (kabin) ya da daha fazlası,   Manheim’ın en ünlü simgesi “Wasserturm” olarak bilinen tarihi su deposunun etrafındadır.

 

           Etrafı Geniş bir Art Nouveau bahçesi ile çevrili olan Mannheim Noel Pazarı, aileniz ve arkadaşlarınızla dolaşmak için harika bir yerdir. Pazar yeri, Noel hediyeleri ve süslemeleri için size çok sayıda fikir sunar. Birçok Alman bölgesi ve komşu ülkede yapılan sanat ve el sanatlarının yanısıra oyuncak, seramik, mum, deri ve yılbaşı süslemeleri de satın alabilirsiniz. Çocuklar için tarihi 2 adet Atlı Karıncanın, çocuk treninin ve başka aktivitelerin  olması büyük bir zevktir.

 

            Bölgesel korolar, okullar, müzik ve dans grupları sahnede mükemmel günlük performanslar ve eğlence sergilemektedir.

 

             Binlerce ışıkın ve baharatlı tütsü  kokularının olması  sıcak ve keyifli bir Noel atmosferi yarmaktadır. Tipik Alman "Glühwein" (Sıcak Şarap), Bratwurst (Sosis) ve tatlılar Mannheim Noel Pazarı ziyaretinizi unutulmaz bir deneyim haline getirecektir.

 

 

Mannheim'ı Keşfedin

 

           Manheim, eski Palatinate yerleşim kasabası olarak, Neckar nehrinin kavşağında, Ren'in sağ kıyısındaki avantajlı konumu sayesinde Güneybatı Almanya'daki önemli ticaret ve sanayi kentidir.  Şehir

planının, dama tahtası deseni seklinde olmasi ile bina adlarının harfler ve rakamlardan oluşması  ilginç özelliklerdendir.

 

            II. Dünya Savaşı sırasında, Şehir ve limanı ciddi hasar gördü. Yeniden yapılanma çalışmaları, modern şekiller ve formlarla yapıldı. Ren kıyısına yakın olan  “Eski Electrote Castle”  Eski Seçmen Kalesi, Almanya'nın 1720-1760 yılları arasında Barok üslupta inşa edilmiş en büyük kalesidir. Günümüzde ise, bu kale üniversite ve bölge mahkemelerine ev sahipliği yapmaktadır.

 

           Güzel meydanları ve farklı aktiviteleri ile Mannheim  ziyaret etmeye değer bir şehirdir.

 

            Mannheim, Alman şehirleri arasında olağandışı bir yerdir. Nedeni de Kuzey Amerika Kentlerinde olduğu gibi “ızgara plan” şeklinde düzenlenmiştir; Ana yoldan devam edince  18. Yüzyılda inşa edilmiş büyük bir saray gelmektedir.

         

             Mannheim Residence Kalesi ve Dekoratif Stüko süslemelerin olduğu Şövalyeler salonu “Carl Philipp” tarafından inşa edilmiş olup ve Almanya'nın en büyük barok kalesidir. Sarayın devamında  doğrudan bir barok Cizvit kilise de var ve bu Peter Anton Verschaffelt tarafından yaptırılmıştır. Bu kilise, Güneybatı Almanya'da bu tarzın tek örneğidir.


             Yüz yaşında ve Art Nouveau stilinde inşa edilmiş olan "Gül Bahçesi" (Kongre Merkezi), Avrupa'daki en güzel ve en büyük “Yeni Art Nouveau topluluklarından birinin bir parçasını oluşturuyor. Mannheim'ın önemli simgesi olan Su Kulesi, muhteşem fıskiyelerle çevrili olarak da bulunmaktadır. Seçmenlerin Eski Belediye Sarayı, haftanın üç günü pazarın renkli koşuşturmacasına ev sahipliği yapan Market Place

 

 

 

(Markplatz) üzerinde yer almaktadır. Kentin bitişiğinde, Grupello Çeşmesi ile Parade Meydanı (Paradeplatz)

bulunur. Bir park şehri olarak Mannheim'ın şöhreti, birçok park ve bahçeye sahip olduğu için haklıdır.

 

Çevrenizdeki doğal yeşermenin tadını çıkarmanız için bol bol fırsat bulacaksınız. Yüz yaşın üzerinde olan Luisenpark, Telekomünikasyon Kulesi'nin (Fernmeldeturm) hemen yanında bulunmaktadır. 1975 yılında Ulusal Bahçe Festivali için büyütülmüş olan bu park, Avrupa'daki en güzel parklardan biridir. Mannheim, meydanlarında bir isim taşıyan birkaç sokağın arasında "Planks" kesinlikle en tanınmış olmalıdır. Eski zamanlarda, Su Kulesi ve Yürüyüş Meydanı arasındaki zemine ahşap plakalar döşenmiş bu sayede kadinlarin etrafta dolasirken ayakları kuru kalmistir. Günümüzde Planks “çocuk bezi”, Yaya bölgesi olup, zarif dükkanlar, kafeler ve alışveriş merkezleri ile kaplı olup, Mannheim'ın yoğun alışveriş bölgesini oluşturmaktadır.

 

Dünyada yapılan önemli icatlardan bazıları Mainnheim’da veya Mannheim’lılar tarafından edilmiştir. 1817’de Karl Drais ilk gidonlu bisikleti, 1886’da Carl Benz ilk benzinli otomobili, 1921’de Heinrich Lanz traktörü ve 1929 Julius Hatry ilk roket uçağını RAK 1 ve RAK 2 icat etmişlerdir.  

 KOBLENZ

Koblenz, Rheinland – Pfalz Eyaleti’nde yer alan, en eski kültürlere  ve  en görkemli doğal güzelliklere sahip, etrafı 4 alçak dağ ile çevrili,  Ren ve Mosel nehrinin birleştiği noktada yani “Alman Üçgeninde” yer almakta olan  Almanya’nın farklı  şehirlerinden biridir. 2.000 yıllık tarihi miras, kentin sayısız mükemmel müzesinde sergilenmektedir.

Kaiser ile birlikte Deutches Eck’in yapılması, Seçici Prensler için yapılan Electroral Sarayın kıyı boyunca uzanışı, Ren Romantizminin güzelliği olan Stolzenfels Kalesi ve hemen tepesinde yer alan Ren nehrinin üzerinde uzanan telefrik ile de çıkılan Ehrenbreitstein Kalesi ve Weindorf Köyü ve Forum Confluentes ve hatta daha fazlası ile eşsiz güzellikleri olan bir şehirdir.

Yukarı Orta Ren Vadisinin giriş kısmı olarak yani Koblenzden başlayıp, Bingen ve Rudesheim’a kadar uzanan bölümü, 2002 yılında, UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesine dahil edilmiştir.

Şehrin ünlü turistik mekanları, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçileri cezbetmektedir. Ren kıyılarında yer alan "Şarap Köyü", yaklaşık 75 yıldır iyi şarap ve yöresel yemeklerin tadılabileceği, önemli adreslerden biri olmuştur. Koblenz'de yemek yenilecek yerlerden biri de Eski Kent bölgesinde bulunan “Old Brewery Pub”tır; Mekanda geleneksel Königsbacher birası ve yerel yiyecekler sunulur.

The Deutsches Eck
("Alman Köşesi - German Corner")
1216 yılında Tutonik Şovalyeleri (Teutonic Order) Ren ve Moselin birleştiği bu tarihi noktaya “Deutsches Eck” (daha doğrusu Alman Üçgeni diyoruz. ) adını vermiştir. Günümüzde Koblenz diye

de kullanılan adını da Latinceden iki nehrin birarada aktığı veya kavşak yerinde yer alan kaleden almıştır. ( “Castellum apud Confluentes” – “fort at the confluence”)

Kaiser Wilhelm Anıtı
I. Kaiser Wilhelm’in ölümünden sonra, onun anısına özellikle 3 yıl savaştan sonra Almanya’ya barış getirmesi itibari ile bir anıt mezar yapma fikri ortaya çıkar. Savaşın bitiminden 3 yıl sonrada 1891 yılında, torunu II. Kaiser Wilhelm, Koblenz’de yer alan Deutsches Eck diye adlandırılan kısmın Anıtı yapmak için ideal bir nokta olduğuna karar verir. Bugünkü anıtın yer aldığı kısım doldurularak bugünkü Anıt yeri yapılır.

Koblenz Noel Pazarları
Koblenz’de geleneksel Noel Pazarları şehrin eski kısmında alışveriş caddesine yakın yerde kurulmaktadır. Pazar yerinde, ahşaptan kurulmuş 130 standta, el yapımı hediyelik eşyalar ve yeni yıl dekorasyon ürünlerinin yanısıra mevsimsel ürünlerde satılmaktadır.

Rhineland – Palatinate Şarap Bölgesindeki en büyük Noel Pazarı Koblenzdir. Pazar yerinde özellikle gözlerinizin önünde taze taze pişirilmiş Noel kekleri, şekerlemeleri, bademleri ve bisküvi ve kurabiyeleri tadabilirsiniz. Bunlar genelde “Stolen Kek” (kısaca İçi meyvalı üstü bol pudra şekerli kekler – bölgesel olarak çok farklı çeşitleri var) ve “Lebkuchen”dir (Zencefilli kurabiye / bisküvi yine bölgesel olarak içeriği değişiyor).

Özellikle tarihi Koblenz şehrinin her köşesinde Noel Ruhunu fazlasıyla hissedebiliyorsunuz. Farklı noktalarda yapılan canlı müzik konserleri, ilahiler, nostaljik faytonlarda geziler, buz pateni veya buz üzerinde oynanan oyunlar yer alır. Şehrin maskotu "Schängel" çeşmesindeki yaramaz çocuğun gözleride sizi devamlı takip eder J.

Koblenz, Ren ve Moselin birleştiği noktada yer alması nedeniyle de Almanya’nın en güzel şaraplarını imal eder ve burda hazırlanan “Glühwein” sıcak kırmızı ve beyaz şarapların tadımı da eşssizdir.

Koblenz’in tarihi bölgesinin 6 yerinde-meydanında Noel kutlamaları yapılmaktadir. Bunlar, Münzplatz, Plan, Rathausplatz, Liebfrauenkirche, Jesuitenplatz, Zentralplatzdır. Bu meydanların hepsi ışıl ışıldır ve adeta Noel cennetindesiniz ve geleneksel "Lebkuchenherzen" Zencefilli kurabiyeler/ekmekler/bisküviler, sıcak
Speyer
Speyer, gururlu ve zengin 2000 yıllık tarihi olan bir katedral ve imparatorluk şehridir. Keltler, Roma askerleri, savaşlar ve devrimler, dinsel ve laik hükümdarlar şehrin karakterine damgasını vurmuştur.
Şehrin, Kelt döneminde bir yerleşim yeri olduğu ispatlanmıştır. M.Ö. 10 civarlarında Piskoposluk Sarayı (Episcopal Palace) ile Belediye binası arasında ilk Roma Askeri kampı kuruldu. İlk önce Noviomagus sonradan Civitas Nemetum olarak adlandırılan sivil yerleşimler, 6. yüzyıldan beri giderek "Spira" olarak ortaya çıkan bölgesel idari merkezin, çeşitli yıkımlarına rağmen büyüdü. Sallic İmparatorlarının (1024 - 1125) yönettiği Speyer, Alman İmparatorluğunun merkezlerinden biri haline geldi.
1030 civarında II. Konrad, katedralin kurulmasına ön ayak oldu. 1076'da, IV. Heinrich, en sevdiği kasaba olan Canossa'ya mütevazi yürüyüşünü burdan başlattı.
Speyer, 1294 yılında özgür imparatorluk kenti haline geldi. Bu şehirde, 50 Parlemento Oturumu yapıldı. Batı için büyük önem taşıyan oturumlar, özellikle Roma kilisesinin nihai bölünmesine karar verilmesine neden olan 1526 ve 1529 yılında yapılan oturumlardır. Ardından gelen Palatine savaşlarında, Speyer, 1689 yılında XIV. Louis'in emri üzerine yakıldı. Geri dönen halkın şehirlerini yeniden inşası, yıkımdan ancak 10 yıl sonra gerçekleşmiştir. Devrimci savaşlar boyunca şehir, Fransız toprakları haline geldi. 1816'dan sonra, Speyer Bavyera'ya devredildi ve 1945 yılına kadar Bavyera Palatinate devletinin yönetim merkezi oldu.
Speyer'in ünlü Noel ve Yılbaşı pazarı, romantik imparatorluk katedrali (Kaiserdom) manzarasına sahip ünlü Maximilian caddesindeki "Old Mint" (Alten Münze) önünde yer alır. Rwanda'dan başlamak üzere Speyer ile birlikte 8 kasabanın el sanatlarının kalbi tezgahlar (standlar) üzerinde sergilenir... Belediye binası avlusunda yer alan standlarda sanatçı ve zanaatkârların imalatlarını izleyebilir ve ilginizi çeken parçaları satın alabilirsiniz.
Noel Pazarı – Açılış Saatleri:
27 Eylül 2017 - 07 Ocak 2018
Her gün 11.00 – 21.00 arası
24 Aralık: 11.00 – 15.00 arası
31 Aralık: 11.00 – 15.00 arası
01 Ocak: 13.00 – 21.00 arası
25 ve 26. Aralık 2017 tarihlerinde kapalıdır.

Rüdesheim
Rüdesheim, Taunus Tepeleri ile engebeli Loreley Vadisi arasında etrafı bağlarla çevrili kırsal kesimde bulunan bir şehirdir.
Ticaret Şehri olarak coğrafi konumunun güvenliği kaleler tarafından sağlanıyordu. Ayrıca Lorc’tan gelen Ticaret Yolunun güvenliğinde önemli merkezlerden biri olarak Rüdesheim büyük rol oynadı.
Tren istasyonuna yakın Brömserburg (veya Niederburg) tarihi 10. yüzyıla kadar uzanan kalelerdir. Kale Eski bir gümrük istasyonu olarak kullanılmasının yanı sıra asırlar boyunca Rüdesheim Şövalyelerinin de oturduğu yerdi.
Arkasında da Boosenburg (veya Mittelburg) var. Eski Vorderburg'un kalıntıları kent merkezinde hala bulunabilir. Mükemmel şarapları, keyifli manzarası, Rüdesheim'i Orta Ren Bölgesinin en canlı turizm merkezlerinden biri haline getirdi. Drosselgasse'ta sayısız bahçeli – bahçesiz şarap tavern ve restoranları peşpeşedir. Rüdesheim, Rheingau dağ zincirinin eteğinde 344 m yüksekliğe sahip Niederwald ormanının eteklerinde yer almaktadır. Karşı kıyı da yer alan Bingen tepeleri ile birlikte, Ren Bölgesine güvenli giriş başlangıcı oluşturmuşlardı.
Neiderwald Anıtı olarakta bilinen Germania Heykeli, 1871 yılında Almanya’nın yeniden yapılanmasını sembolize eder. 25 m yüksekliğinde, 10.5 m yüksekliğindeki Germania heykeli, Ren'in 225 m yüksekliğinde dağ sırtında yer almakta ve çok uzaktanda bu anıt görülebilmektedir.
Rüdesheim'in yukarısındaki tepelerde yer alan Niederwald ülke parkının muhteşem bir Ren Vadisi manzarasına sahip olması ile buraya ziyaret talebini artırmaktadır.
Bu şehir, şarap tavernaları ve bahçeleri ile kaplı Drosselgasse ve Niederwald anıtı gibi pek çok ilgi çekici yere sahiptir. Bunlar, Germania'nın efsanevi figürünü ziyarete Rüdesheim ve Assmannshausen'den bağlardan yürüyerek veya teleferik ile ulaşabilirsiniz.
Ehrenfels Kalesi kalıntıları da, Ren nehrinin üzeri üzüm bağlarıyla çevrili cennet gibi bir konumdadır.
Asbach diye bilinen Alman brendi'nın doğum yeride burasıdır. Ziyaretçiler, damıtmanın tüm yönlerini Asbach Ziyaret merkezlerinde görebilirler.
Ortaçağ İşkence Müzesi, Ortaçağ'da suç ve cezayı göstermektedir.
Brömserburg Kalesi'ndeki Brömserburg Şarap Müzesi, yerel şarap yapımı tarihini içerir.
Siegfried'in Mekanik Müzik Müzesi’de 1969 yılından beri Broamser kalesinde yer alır. Müzik çalabilen "antika bilgisayarlar" la müzikal bir maceradır.

Bonn

                  Bonn’un tarihi 2000 yıl öncesine dayanmaktadır.  Romalılar, bugünkü kentin, kuzey kesiminde yer alan "Castra Bonnensia" kamplarıni kurmuşlardır. Bonn'un gelişimi, ortaçağ döneminde şuan ki  mevcut Bonn'un merkezi ile Minster bazilikasina doğru olmuştur. 17. yüzyılda Bonn, Seciçi Prenslerin ve  Köln Başpiskoposlarinin yerleşim yeri oldu. 18. Yüzyılla birlikte Bonn mimarisi önemli oranda Baroklaşmaya başladı. Şehir Kalesi (Stadtschloss - günümüzde Üniversite  olarak  kullanılan),  Belediye binası ve Poppelsdorfer Kalesi bu mimarinin  önemli bir bölümünü oluşturdu.  1770 yılında Ludwig van Beethoven, Bonngasse 20'de doğdu. Sonrasinda, 1792 yılında, ölümüne kadar yaşayacağı, Viyana’ya yerleşti. 
                 1949'dan 1990 yılına kadar Bonn, hem Federal Almanya Cumhuriyeti hükümetinin başkenti, hem de Hükümetin ikamet yeri oldu.  Almanya'nın birleşmesinden sonra,  başkent Berlin'e taşındı.  1991 yılında Almanya Parlamentosu oylama sonucunda; Hükümetin de Bonn’dan Berline taşınmasına ve  on iki yıllık dönem boyunca olacak şekilde yapılmasına karar verdi.  Alman Parlamentosu'nun Berlin'deki eski Reichstag'a taşınması 2000 yılında gerçekleşti. Ancak, bazı hükümet daireleri Bonn'da kaldı. Bonn ekonomisi, önemli idari kurumlarından dolayı önemli bir oranda hizmet sektörü tarafından şekillendirilmiştir. Endüstriyel üretim, metal, kimyasal ürünler ve konserve gıdaları kapsamaktadır. Alman Parlamentosu'nun Berlin'e taşınmasından sonra bile, Ren'in küçük kentin şöhreti hala siyasetle yakından ilişkilidir. Ancak Bonn'un siyasetten çok sunacağı daha fazlası var. Uzun süredir hizmette olan Üniversitesi, eski şehirdeki meydanları, Ren kıyısındaki yeni müzeleri ve  güzel çevresi ile  Bonn, Ren'de ziyaret edilecek  gözde bir yer olmasını  sürdürmeye devam etmektedir. 
                  Günümüzde Bonn, canlı bir üniversite kenti, prestijli konser ve sergilere ev sahipliği yapan bir kültür merkezi, geleceğin teknolojileri merkezi ve Birleşmiş Milletler kuruluşlarının merkezi olarak bilinmektedir. 
           
 
       
 Bazı önemli turistik mekanlar ve Bonn'da ziyaret edilecek yerler:
• Dünyanın en geniş Beethoven sergileriyle Beethoven House.
• Eski mahalleler ve etkileyici binaları çok beğenilen şehir meydanı
• Münsterplatz'da (minster square) bronz bir Beethoven heykeli ve güzel bir Romanesk kilisesiyle; Marktplatz'da (pazar meydanında) rokoko tarzı eski Belediye Binası (Old Town Hall) ile ön plandadır.
• Şehrin Güneyinde bulunan Poppelsdorf Sarayı, seçici prenslerin ikamet ettiği yer idi. 
 

 

Köln (Cologne)

              2000 yıla yakın bir geçmişi ile Köln (Cologne), Almanya'nın en büyük ve en eski metropol şehirlerinden biridir.
            Şehrin adı, Roma İmparatoriçesi Agrippina dönemine dayanmaktadır. Hristiyanlık Romalıları izlemiştir ve şehir stratejik önemi nedeniyle piskoposlara ait bir merkez olmuştur. 785 yılında, Charlemagne, Köln’ün başpiskopos yönetim bölgesini kurdu ve bu sayede kilise liderlerine, yetki ve etki gücü verdi. 12. Yüzyıldan 18. Yüzyıla kadar Köln, isminde “Sancta” kelimesini taşıyan, Kudüs, Bizans, ve Roma’dan sonra dördüncü Hristiyan metropolü olarak dünyada yerini almıştır. Köln Katedrali de dünyaca ünlü bir yer olarak canlı  sanat ve kültür sahnesine sahiptir.                     
             Modern Köln'ün fiziksel görünümü, şehrin eski mirasını gizlemektedir. II. Dünya Savaşı sırasında Müttefikler'in bombalaması ile şehrin % 90'ını tahrip oldu. Şehir, 1950 – 1960 yılları arasında yeniden inşa edildi. 
             Günümüzde Köln; 1 milyon nüfusu ve 20 milyondan daha büyük alanı olan en büyük ekonomik merkezdir. Açık, samimi ve karmaşık olmayan: Köln'dür!
              Köln, gece hayatini seven ve kültür fanatikleri için  coşkulu ve zıtlıklar (kontrastlar) ile dolu bir şehirdir. Ayrıca, Köln’deki dünyaca ünlü ve eğlenceli “Volksfest (Halk Festivali)” karnavalı, insanlara dünyayla ve kendileriyle eğlenme fırsatını verir. Bu karnaval aktivitesi merkezi ve "Rhenish joie de vivre" nin başkenti olmanın yanı sıra, Köln son derece çekici bir alışveriş merkezidir. Şehirde  bilinen iki klasik alışveriş caddesi, Hohe Strasse ve Schildergassedir.  Bu caddeler,  Almanya'nın  ilk olarak yayalar icin ve tamamen trafiğe kapalı olan ilk alışveriş caddeleridir.  Birçok dükkan ve iki alışveriş merkezi, giyim, ayakkabı ve mücevher ve daha fazlasını sunuyor.
             Köln şehri, Almanya’nın dördüncü büyük kenti olup tarihi ve modern yapısının yanısıra Katedrali ile ön plandadır.
 
              Köln Katedrali, 157 metre yüksekliğindeki iki kulesi,  UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alması ve  şehrin en ünlü simgesi ile  yüzyıllar boyu Almanya'nın en ünlü mimari eseri olmuştur. Almanya'nın en büyük katedralinin tamamlanması 632 yıl surdu. Katedral, Avrupa'daki en önemli hac kiliselerinden biridir ve tüm dünyadan gelen ziyaretçileri cezbeder.
               Şehir, demiryolu ya da Ren buharlı gemileri ile gezi için de  ideal bir merkezdir. Ya da çocuklarınızı, festival sezonu boyunca açık olan ve ayrıca kendi Noel Pazarı'nıda sahilde kuran  yakındaki tema parkı Phantasialand'I de götürebilirsiniz.
              Köln’de yaşayanların üzerinde tartışmayı çok sevdikleri ve hakkında tartışmaktan hiç bıkmadıkları soru: hangi şehrin birasının daha lezzetli olduğuna dair olanıdır. Köln’ün kendi “Kölsch Birası mı?” yoksa Dusseldorf’un “Düsseldorfer Alt Birası mı”? Her iki şehirde de pek çok bira üretim yeri mevcuttur. Sadece bu iki şehir değil: Rhineland-Palatine Eyaletinin hepsi  birasıyla bilinmektedir.  Ayrıca, Almaya’da yerli halkın,  açık havada eğlence ve dinlenceden bu kadar keyif aldıgi başka bir bölge bulmak oldukça zordur.  
 

 

.. Cruisera ile Dünya'nın en güzel nehirlerini keşfedin ..

Rus halkı tarafından ve diğer kişiler tarafından Volga Nehri adına şiirler ve şarkılar yazılmıştır. Eski bir yazar Volga Nehri hakkında şöyle demiştir; “Volga, tarihi, insanları ve doğası ile Rusya’nın ta kendisidir.” Bu söz gerçekten de doğrudur. Bu nehir Rusların tam kalbinden akar ve onlar burayı Volga diye değil de genellikle “Sevgili Volga Ana” diye çağırırlar. Bu nehir Avrupa’nın ve Rusya’nın en uzun nehridir. Uzunluğu takriben 3500 km. olan Volga, Moskova ile St. Petersburg arasındaki Valday tepelerinden doğar. Deniz seviyesinden 28 m. aşağıda olan Hazar Denizi’ne dökülür. Valday tepelerinde bulunan birçok göl ve bataklıklardan gelen kaynak kollarının birleşmesiyle meydana gelen Volga, Rjev’den itibaren ulaşıma elverişli bir halde akar. Moskova Kanalı’yla birleştiği yerden sonra genişliği 230 m.yi bulur. Bundan sonra nehirde düzenli bir ulaşım sağlanır. "Beyaz Geceler" olarak adlandırılmasının nedeni, bu isim Dostoyevski tarafından ilk defa kullanılarak bugünlere gelmiştir. Mayıs – Temmuz dönemlerinde güneşin çok geç saatlerde batması sebebi ve gecelerde aydınlık olduğu için bu gecelere büyük düşünür tarafından “Beyaz Geceler” denilmiştir. St. Petersburg’da güneş saat 00:00’a doğru batıyor ve 04:00’e doğru da doğuyor. Volga gezisi; kanallar, göller ve nehirlerden oluşuyor. Esasında bu gezi “KANALLAR, GÖLLER, NEHİRLER” olarak adlandırılabilirdi. Ayrıca şöyle bir ad da verilebilirdi “SU YOLU İLE MOSKOVA’DAN ST. PETERSBURG’A” veya programına göre; “ST. PETERSBURG’DAN MOSKOVA’YA.